Labels

Showing posts with label reflection. Show all posts
Showing posts with label reflection. Show all posts

Friday, January 3

yazı yazabiliyorum

  canım sıkıldı ne yazmam gerektiğini bilmiyorum. bilmeme gerek olmadığı için de şimdi yazıyorum. akıcı ve temiz yazılar yazmak isterdim lakin zıplayarak yazmayı seviyorum. hem beynim daha iyi çalışmış oluyor. belki siz de ne demek istemiş ki diyerek duraksayarak okursunuz. neyse ben bile daha sonra okuduğumda anlamıyorum. önemli olan yaratmak ki beynimiz ışık saçsın.

  iki tane kaktüsüm var birisi eğri uzuyor fototropizm yüzünden olmalı. diğerinin üst taraflarında dikenleri çıktı yeni yeni. dikenleri yerine kulakları olsaydı şimdi benimle müzik dinlerdi. ama ışıkları sevdiklerine eminim. yeşil ışığı açmıyorum soğuramıyorlarmış. betimlemeler sizin hayal gücünüzü tetikleyeceği için aramızda bağ oluşmasına neden oluyormuş. insanların duygularından vurmak gerekliymiş. ben yapamıyorum ya da yapıyor muyum. anlamsız altı üstü içi dışı boş betimlemeleri seviyor musunuz ben hiç sevmiyorum. ee diyesim geliyor hemen ardından. anlamlı olmayan ya da anlayamadığım şeyleri saçma buluyorum. saçma olan şeyler bana mutluluk vermiyorsa o anki saçmalığı yani sadece orada olduğu için keyif vermiyorsa, gülümsetemiyorsa beni, donakalıyorum. kaçmak istiyorum oradan.hem yolda yürürken kurguladıklarım daha çok heyecan verir bana. heyecan yoksa masamdaki kaktüs olmak daha hoş. çünkü kaktüsler anlam aramıyor. öyle işte. bir de sığ kökleri var.

  konuşması çok zor insanlara ne yapalım. kendi beyinlerinde dönüp duruyorlar. cevaplar için bile fazla düşünmüyorlar çooktan hazır cevap. kestirip atmak ya da konu değiştirmek. sen hangisini seçiyorsun. ben konu değiştiriyorum ilgiyi üstüme çekmek için. beyinlerimiz uzlaşmadı o zaman ilgini istiyorum, hormonlarını istiyorum. bu keyifli. bu arada uzun sözlü çatışmalarda eyleme ilk geçen kazanıyormuş. bir de karşındaki insana güçlü hissettirmek istiyorsan onu öfkelendirmeliymişsin. kadınlardan öğrendim. tabi yalancı bir güç bu sadece sesin gür çıkıyor, için rahatlıyor öfkelendiren seni hiç siklemiyor orası ayrı.

 insanlarla konuşurken iletişimi hep karşımdakine göre kuruyorum bunu fark ettim. onların ilgisini çeken konular üzerinden. kendimden hiç bahsetmiyorum. niye ki. kendimi ilgi çekici bulmuyor muyum. hiç bilmiyorum neden böyle yaptığımı.

  tekno çalıyor, ekrana dalıyorum yazasım gelmiyor artık. tatmin olmadım bu yazımdan ama yine de paylaşacağım. havalı mı olmalı, her şey en güzel renkte ve notada mı olmalı. hayııııır. yaptığım her hareket bir anlam mı ifade etmeli. hayır. niye kutsallaştırıyorum ki bu boktan yazıyı bile. beni yanlış mı tanıyacaksınız. istediğiniz gibi tanıyacaksınız. e o zaman bana da istediğimi yapmak düşüyor. vesikalık fotoğrafımı koymak istedim bu yazıya çünkü hem keyif veren bir saçmalığı var hem de ciddi oldu. ciddiyeti de severim çünkü şakacılar her zaman şaka yaparak karşısındaki insana yapma cesareti veriyor, cürete teşvik ediyor. korkak bir yol bu sanki ciddi olmayı daha cesur ve seksi buluyorum.

  hoşça kalın, ben yatağıma gidiyorum.

Sunday, July 7

acı

  acı az sayıda kişi hariç herkesin ne olduğunu bildiği bir duygudur. kalıtsal nedenlerden dolayı bu az sayıda insan acının ne olduğunu, şiddetini, türlere ayırıp baskı, sıcak, soğuk gibi tanımlamayı hiç mi hiç bilmiyor. genlerindeki kodlama hatası hücrelerin sodyum potasyun pompasınını bozuyor ve elektrik sinyalinin iletilmesini sağlayan aksiyon potansiyeli iletilemiyor. bu hastalık congenital analgesia, yani doğuştan aspirinli gibi acıya karşı hissiyatsızlık. aneztezik etkideyse -aesthesia kayboluyor yani parmaklarımızı hissetmiyoruz, uyuşuyor. konjenital analjezide ise beyin acıyı yorumlayamıyor dolayısıyla tepki vermiyor.neyse ki genetik bir probleminiz yok ve acıyı hissediyorsunuz. elinizi ocağın üstünde unutup yanmasını izlemek, kırılan bacaklarınızdan dolayı yürüyemediğinizde birilerini beklerken rahatça sigara içebilmek gibi dertleriniz yok.

Thursday, December 6

zaten düşündüğünüz birkaç şey



  az önce kendime daha önce sorduğum bir sorunun cevabını buldum aslında bunu yaşadım. şaşkınlıktan çenenizin yere düşeceği bir şey bekliyorsanız sosyal medyaya geri dönüp kimin neler yaptığını izleyebilirsiniz. birçok insandan ya da bir filozoftan duyduğumuz, okuduğumuz sözcüklerin ne anlama geldiğini kavrayamayız da bir gün gözlerimiz açılıp en içeriden bir benimseme yaşayarak sanki birinci gözden keşfetmişçesine donakalırız ya işte tam olarak böyle bir şey yaşadım. anı nasıl yaşayacağımızla ilgili.

Monday, November 26

geri sayım

bu yazıyı okuyacaksanız kaçın kendinizi kurtarın televizyonda izleyecek daha güzel şeyler vardır. bay 666 bugün keyifsiz uyandı
dünyevi zevkler artık tatmin etmiyor onu. dışına çıkması lazım artık bu rutinin. neler yapabileceğini kendi de bilmiyor. çünkü
normal olmaması lazım. alışkın olmaması lazım. cüret edebilmesi ve yapmış olmak için yapması lazım. 2 numara bugün keyifli uyanmış.
sakso çekmeyi sever. ağzında bir şeyler olmadığında mantıklı şeyler söylediği görülebilir. yöneticinin güllerin  ve çam ağaçlarının
alt dallarını gözümüze girmesin diye budamasına kızar. cehalet erdemdir. ya da değildir. bilmek özgürlük müdür. bugün binada garip
bir şeyler var. 10 numaranın çocukları bağırıyor yarım saattir. ağızlarında şeker olmamasının eksikliği bu. sağlığınız için suya şeker atın. babaları kısa boylu
karısına yaranmaya çalışıyor hep. karısı seçtiği erkeğin en iyisi olduğunu düşündüğü için zaten kocaman olan memeleri kabarmış göğsüne sığmıyor.
adamın karısı için yapmayacağı şey yok. adam yatakta iyi değil. bunu giyinikken karşılamaya çalışıyor. hiçbir becerisi, düşünme
yeteneği olmayan erkeklerin kadınları ve diğer her şeyi paranın satın aldığını düşünmesi gibi. yazık. bu adamlar dünyanın sonunu getirecek
göbeği yüzünden kendi sikini göremeyen adamlar. bay 666 dışarı çıkmıyor bugün evde kalacak, az

Tuesday, November 20

maggot theraphy

yarak kürek işlerde çimento sallayan usta. kendisi çok dertli. iş bitince travestilere, olan parasını verip sakso çektiriyor.
sakso çeken trans kadın babasının prensesi.denk gelmedim gerçekten kadın olabilmiş bir erkeğe. ya da kadın olmak böyle bir şey.
sadece kıvırtmak. sikilmek için rol yapmak. salaklık seksiyse onun en kralını yapmak. trans kadın tuvalete sıçıyor.bok parisin
boktan altyapısında süzülüyor kayık gibi. bir o betona bir bu betona çarpıyor. buzlu yolda kaldırıma çarpan araçlar gibi.
en son bir fare burnunu sokuyor boka. elleri t-rex gibi. lakin pembe. hayat ölmek isteyip yaşayanlar yüzünden zor. kadınlar
ilgi ister. despot birinin kölesi olmaya bayılırlar. şaşmaz bu. kadınlar hakkında yapılan bütün tespitler yanlış. bok bir köşeye çarptı
bok çukurunu açmak lazım şimdi. işçiler lazım. balkonda sevişirken bok çıkarmayı izleyebilsin insanlar. yapmadığımız şey kalmamalı.
bok çukuru yağ ve çamaşırlarla dolmuş. ve naylonlar. iç çamaşırları da var. eşofman bile var. kim niye attı ki. biraz daha talaş olsa

Saturday, December 23

choose life




doğmama, yaşama başlamama hakkımız yok, bunu seçme veya seçmeme seçeneği bizlere sunulmuyor.

sadece nefes almaya başlıyoruz, bilincimizi kazanmak yani orada bulunduğumuzun farkına varmak biraz süre alıyor.

sanki bir perdenin arkasında dışarıda akıp giden zamanın içinde bu nefes alışımızı sürdürüyoruz.

güçlü bir ışık (bilgi) bu perdeyi kaldırabiliyor.

bilincimiz ve varlığımız hakkında daha çok sorgulama yapabiliyoruz.

Saturday, October 28

kurban etmek

  evrende bir yerlerde bir denge var. genişlemeler ve daralmalar bir uyum içinde oluyor. birden bire değişkenlik gösteren olaylar bile büyük ölçekte denge sağlamanın bir parçasıymış gibi geliyor bana. yani enerji korunuyor. bu insanların hayatlarında da böyle sanki. terazinin ağır basan tarafı bir süre sonra boşalıp havada kalıyor ve yere çarpıyormuş gibi. insanlar yin-yang, etme-bulma dünyası diye adlandırmışlar, o şeyin farkına varamadıkları için. kişilikler, iyiler ve kötüler; dünyalar, cennet ve cehennem benzeri ayrılıklara zorlanmış. insanlar iyiyi de kötüyü de kendi içinde barındırsa da kendini sorguya çekmeye devam ediyor eylemi düşünmeden. bu gözlerden bakılırsa bir canlının yaşamasını sağlamak iyiyse yaşamına son vermek kötüdür. örnek olarak hz. muhammet'in karıncanın canını bile incitmek istememesi lakin kurban etmeyi aynı davranış içine sokmaması. yine yaşamda denge konusuna gelirsek insanlar davranışlarının sonuçlarını tahmin edebiliyor ve bazı kendine has yollar edinmişler kendiliğinden devam eden  dengeyi bozmak için. dengeyi bozmak ve bunu kendi için kullanmak, gidilen yeri, kaderi değiştirmek için. eğer can almak gibi kötü adlandırılan bir davranışın sonucu kabullenilirse iyi bir hediye beklentisine girmek normal geliyor. demek istediğim, kurban etmeyi anlamlandırmaya çalışmak buraya vardı benim için. kötü adlandırılan bir davranışın yani öldürmenin gerçekleştirilmesinin ardından ve bu davranışı sorumluluk üstlenmek istemeyip bir tanrının arkasına ibadetle gizlenerek yaptıktan sonra usulca ödül almayı beklemek. aslında yapılan tüm ibadetlerin amacının vardığı yer burası. insanların tanrı ardına saklanması konusuna kısaca atlayacak olursam; belki de tanrıların hepsi insanın kendi egosudur ve başkası gibi gösterip onun adıyla olayları korkak olmadan şekillendirmek kolay geliyor. güçsüz bir benlik altında ezilmektense tanrının altında davranışların değerini ölçerek yaşamak hayatı daha sorgusuzca yaşanılır kılıyor ve bastırılmış isteklerimizin ahlak çerçevesine sığmasına yardımcı oluyor olabilir.

Monday, September 25

insanlar


  99 yılından itibaren internetin insan hayatına yerleşmesiyle beraber bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı. günümüzde ise insanlara ulaşmak sosyal medya aracılığıyla rahatlıkla gerçekleştirilebiliyor. tanışıksız insanlar birbirlerine istediği gibi cümle kurabiliyor, yorum yapabiliyor, küçümseyebiliyor. bu cesareti bulabiliyorlar çünkü arkasına saklanabilecekleri maskelere sahipler. maske kişilik demektir insanların rolüne uymak için geliştirdikleri bir araçtır. bu maskelerin takıldığı en büyük yer ise sosyal medya. sosyal medya insanları içine çekiyor ve insanlar orada bir kişilik sahipleniyor. orada alışılan kişilik ekran dışındaki hayatta zor geliyor ve zoraki işlerini, buluşmalarını halledip bir an önce eve kaçmak, köşeye sıkışmak, ekranın başına geçmek isteniliyor. sosyal medyayı oluşturan insanlar bir başkalarıymış gibi dışarıdaki insanlara kör bir şekilde yargılamalar yapılıp, küçümseniyor. insanlara gerçek kimliğini ve hayallerini unutturan bir sosyalliktir bu. ve çok da normal geliyor gözlere. parmakların dokunuşlarıyla geçen hayatta eylemlilik potansiyeli de yok oluyor. hayaller ya da yaşamın ne olduğunu anlamaya çalışma eylemi de kendini kaybediyor. yaşam onların gözlerinde ölümü beklerken geçen can sıkıcı süreden başka bir anlama gelmiyor.

  kimlik arayışında beni bulmak yerine başkalarının yerine geçmek daha kolay geliyor. bir carmen, venüs ya da bir katil olmayı benimsemek ve başkalarının yerine yaşamak, hissetmek rahatsız etmiyor insanları ve bu sınırlı kişilikler arasında kalıplaşıyorlar, olmayan psikolojik hastalıklara bürünüp aykırı olma çabası içinde boğulurken olmayana odaklanmış beyinleriyle zehirleniyorlar, sıradanlaşıyorlar. özgün olmadan özgür olmaya çalışılıyor. her bireyin özü farklıyken, başkasının kimliğiyle yaşamak sıradanlık değil de nedir?

  yıkıcı, saldırgan, acımasız, alaycı olmak, mahremiyeti yok etmek, taciz etmek, yıkılacak tabu bırakmayana kadar uğraşmak özgürlük adı altında şüphe bile etmeden gerçekleştirilebiliyor. buna medeniyet demekten çekinilmiyor. medeniyete, yapıcılıkla yakın olabilecekken, değerler yıkılarak ulaşabilineceği sanılıyor. özellikle cinsel öğeler ve cinsel düşünceler sergilemek özgürlük, medeniyet sayılıyor. insan beyni medenileştiğini sandığı illüzyonun içinde ilkelleşiyor, mağara insanından bir farkımız kalmıyor, yozlaşıyoruz.

  insan ilişkilerinin içi boşalmaya başladı ve basitleşti. insanlarla iyi geçinmeye çalışmak, anlamaya çalışmak, taraf tutmamaya çalışmak yapmacıklık olarak algılanırken taraf tutup kutuplaşmak, fanatik olmak samimi geliyor.özgürlük perdesi arkasına saklanarak insanları taciz etmek basitleşti. onları damgalamak, cinsel sıfatlar yapıştırıp ona göre tavır alıp cüret bulmak basitleşti. herkes birbirine rahatça seni seviyorum diyebiliyor. cinsel  ilişki teklif edebiliyor. içinde bulunduğu dünya, insanları porno filmlerdeki gibi, kendi gibi, düşündüğüne inandırıyor. kadın küçük görülüyor.

  ilişki kurarken tanışmanın yeri kayboldu, herkes sabırsızlaştı, kısa yoldan elde etme çabası içinde kaybolundu. kısa yoldan başlanan ilişkiler kısa sürede bitiyor tek tek. senden başka bir erkek/kadın yok mu diyerek sonlanan bu ilişkilerle insanın değeri günden güne azalıyor, insan yok oluyor.


Sunday, September 17

trent reznor


  sanatıyla insanın her yerde karşısına çıkabilecek biridir.müzisyen yanıyla nine inch nails olarak görünür bize. çekinmeden yazdığı sözler sert bir tokat atar ve attığı tokattan keyif aldırır. kendisi de keyifleniyor ki bu video kliplerinde ve kısa filmlerinde görülür. müziğindeki aksak ritimler bazen insanın ruhunu ve duygularını da aksatır, düşünmek için fırsat verir sanki bize. filmlerde soundtrackleriyle çıkar karşımıza opening veya credits adının alıştığı yerlerdir. soundtrackini yaptığı birkaç film: natural born killers, lost highway, requiem for a dream'dir. müziğini aşıp closer ve we're in this together gibi klip çekmiştir bir de onlara ve gözleri kaçırmamak hiç de kolay değildir. ayrıca broken adında snuff filmi de vardır trent reznor'un. ha bir de the machinist filminde christian bale'in oynadığı trevor reznik'in isminin kaynağıdır.

Tuesday, August 15

tool

 halüsinojen madde kullanmadan ruhsal yolculuğa çıkarabilecek bir gruptur tool. yani dmt'nin müzik halidir. müziklerini durmadan dinlemek ve hiçbir zaman son bulmasını istemediğim gruptur. son bulursa eğer çıkılan o dünyanın ardından gözümü açtığım dünya keyifsiz, tuzsuz gelmeye başlıyor. bir gaspar noé filmi gibidir tool.

 tool'da ilahi bir hava, spiritüellik vardır. o dört insan sizi alır kutsal bir yere götürür. dördü birden yaparlar bu işi ve elemanların hiçbiri ayrı kabul edilemez. biri diğerinden daha iyi de denilemez çünkü dört adam da bir olmuşlardır, birleşmişlerdir. eserlerinden bir tane anlam çıkarılamaz ki çıkarmak da hata olur dinleyen her insan kendine göre yorumlayıp içine alır.

 adam jones grubun sahnede yerinde duran, hareketsiz elemanıdır. sadece yerinde durarak birçok şey yapmaktadır. başta paul d'amour'la film işine girmeye çalışmışlar sonra tool'u yaratmıştır. belki filme adamadı hayatını ama parabola, aenima, sober ,vicarious, lateralus, schism' e `david lynch` gibi klipler çekti. kendi yaratıcılığının sınırı yoktur, her zaman gibson'ıyla yeni şeyler deniyor.(talk box). gitarını çalarken perdelerin dışına çıkıp efektleriyle yaptığı müziği coverlanamaz bir eşsizliğe ulaştırıyor.

 justin chancellor opiate'den ve undertow albümünden sonra paul d'amour'un yerine peach'ten gelmiştir tool'a. bas gitarının tonu insanın kafasını matkaplıyormuş gibi çekiçle vuruyormuş gibi hissettirir. gitarın tellerine de nazik davranmayan birisidir ki sırılsıklam ter içinde kalır sahne şovlarında. peach'te yarattıkları you lied parçasını da tool'da ne kadar iyi yorumladığı girişteki arpejden belli olmaktadır.

 danny carey güler yüzlü, basketbol şortuyla gezen, kalın sesli, dik oturan birisidir. bir ara internet sitesi vardı girildiğinde içinde kayboluyordu insan. gizemli olmayı seviyor. tool'un bestelerinde en çok katkısı bulunan insan danny carey'dir. bageti az sonra nereye vuracağını bilemez insan. sürekli de şaşırtır aksak ritimleriyle yani topallatır insanı. bazen arkasında büyük bir gongla bazen de yanında drum padlerle görülür.

 maynard james keenan grubun havalı, feminen, zeki şarkı sözlerinin genelini yazan elemanıdır. sözlerin tek bir anlamı yoktur hep olduğundan farklı felsefi bir anlamı vardır. konuşurken de böyle şarap yaparken de böyle bu adamda. şovlarında sütyenle görürüz evde denense de yapılamayacak danslarla görürüz onu. dansederken birden durur elini diyaframına koyar ve yüksek notalardan çok uzun bir süre denizli horozu gibi bağırabilir. asla da sesi kısılacakmış gibi gelmez. o çığlıklarını bir kenara atıp bir beyefendi olur `tori amos` ile birlikte bile görülür. deftones'tan `chino moreno`yla buluşur the passenger söyler ve nakaratının hiç bitmemesini istersiniz. tool'da 10000 days'te ilahi yaparken a perfect circle'ın `judith`'inde fuck your god diye bağırdığını duyabilir üniversite arkadaşıyla rage against the machine- know your enemy söylerken de bulabilirsiniz.

Sunday, August 19

founding a new religion

  i have a sexual vision for understanding how the earth goes on and religions shape our lifes. first, they are all good stories to read in your leisure time. pointing something, at which people are sensitive about it, can cause harmful results. there are many hateful and spiteful religious dicks. second, it is hard to touch people's heart unless they do not break their emotional walls of their mind. anyway no one reads my articles, i am talking to myself. let's begin. i think the best religion in the world is sex. all of the religions i know are based on sex. their punishments and prizes are based on sex. sex is a tool for ruling people. sex is a rug that you can sweep up all the dusty things under it. it is easy to blame, shame someone with sex. interestingly everybody has such genital things as cock and pussy. here is a common point.  actually, there must be a person to manage all and it is called the prophet. he says he could fix this chaos and there 'was' a god, he was chosen by him. how amazing this is .he is not chosen by himself someone else has chosen him. he believed in himself. .this is the first step of being a übermensch. we should believe in ourselves too. dear prophet you have read too many nietzsche's books. you're ahead of your time, thank you. my life without your light would be a mistake. people raised you as prophets, crucifixed, burried, threw into wells. "ECCE HOMO". they have created wars, death and any other good or bad things. and they have taken their powers by the sex. they have banned sexual things.they have killed women.do we need to kill to develop our civilization? are there others ways ? are we all vampires? i have cruel answers but it's better not to answer to make you comfortable among your walls.

  i have decided to found a organisation. it is not a religion or a state. i am here to put some thoughts in your brains. have fun do not push the knowledge, please relive yourself. we are here because we came here by having our parents sex. our ancestors did it, interestingly every breathing creature did it. .no one tests us in this world and there is no other worlds.we wanted to be special. because our brains have perfect  imagination and they do not like this world.they want to enter the world they create.they want us to believe we are at the center of the universe.i still wonder what is the pluton's responsibilities about religious things.that anthropocentrism. truly we are not special. i do not force you to join my religion! and i will not kill you, will not crusade into your country, will not start a jihad if you prefer not to join. just shape your ideas.

religion : sex
holy books : tantric books, sex magasins
prophets : all pornstars
temples : public, sex shops, home, car
motto : do not fight, make love
rule one :  hurt nobody, willingness is very important.
rule two : use condoms and reproduce consciously.
rule three : do not be too religious